syeldan dan inciler
Hoşuma gitti paylaşayım dedim.
Perşembe, Eylül 22, 2011
Ayna ve Dürüstlük
Newcastle Üniversitesi profesörlerinden Melissa Bateson, öğretim üyeleri arasındaki iletişimi artırmak için bir dinlenme odası yaptırıyor. Odaya kahve ve çay gibi içecekler koyuyor.
Her içeceğin cüzi bir fiyatı var. Öğretim üyelerinden istenen kendi içeceklerini almaları ve parayı da oraya konulan kutuya bırakmaları.
Prof. Melissa fiyat listesinin yanına çiçek ve manzara fotoğrafları koyuyor. Belirli haftalarda da iki göz fotoğrafı koyuyor.
İki göz fotoğrafı koyduğu haftalarda, ilginç bir şey keşfediyor.
O haftalarda para kutusunda tam üç kat daha fazla para birikmiş.
İnsanların dürüst olma kaygıları olabilir, ama o anda yakalanmama riski yoksa, dürüst davranmayabilir.
Buradaki iki göz, izleniyor olma hissi yaratıyor ve bir bilinç kazandırıyor. Kişiler daha dürüst davranıyor.
AYNANIN GÜCÜ
Tabii izleyen göz insanın kendi gözüyse, sonuç daha da çarpıcı oluyor. Bir araştırmada çocuklar birer birer odalara alınıyor ve onlara lokum kutuları veriliyor. Araştırmacı dışarıya çıkıyor ve çıkarken çocuklara “Ben gelinceye kadar lokum yemeyin,” diyor. Tabii ki bazı çocuklar lokum yiyor ve sorulunca “Yemedim!” diyor. Buraya kadar sorun yok. Araştırmacılar aynı deneyi bir kez daha yapıyor ama küçük bir değişiklikle. Odaya bir ayna koyuyor. Yine çok ilginç bir şey ortaya çıkıyor. Ayna konulduğu zaman çocukların çok daha az yalan söylediği gözlemleniyor. Çocukların bile aynada kendilerini görmeleri, dürüst davranmalarına sebebiyet veriyor.
YETİŞKİNLER DE DÜRÜST DAVRANIR
Başka bir deneyde yetişkinler bir test yapıyor ve yanıtları cevap anahtarına işaretliyor. Daha sonra doğru cevaplar söyleniyor. Denekler doğru cevapları öğrendikten sonra, onlara cevap anahtarlarını yırtıp atmaları söyleniyor. Yani ne kadar doğru yaptıklarını sadece kendileri biliyor. Sonra o kişinin beyanına göre doğru yaptığı her soru için belirli bir para ödeniyor. Yine bu odaya ayna konuyor. Odaya ayna konulduğu zaman insanların doğru yanıtladığını iddia ettikleri sayı düşüyor. Demek ki daha dürüst davranıyorlar. İnsanlar aynaya baktığı zaman kendilerinin farkında oluyor, kendileri ile yüzleşiyor. Hiç kimse kendi yüzüne bakıp, “Evet ben şerefsizim” diyemez. Ayna insanları kendi vicdanları ile tek başına bırakıyor.
GERÇEK HAYATTA UYGULAMA
Bir sohbette bu araştırmalardan bahsederken, otel sahibi bir arkadaşım şöyle dedi.
“ Çok doğru! Ben de şöyle bir şey fark ettim. Resepsiyonlara ayna koyduğumuz zaman resepsiyonistler misafirler ile yakından ilgileniyor. Özellikle telefonda konuşurken daha kibar konuşuyorlar. Konuşurken aynada kendilerini görüyorlar kendilerine bir şekil düzen veriyorlar. Daha kibar konuşma çabasına giriyorlar. Ayna onlara ne için orada olduklarını hatırlatıyor.”
Türkiye istatistiklere göre en fazla rüşvetin verildiği ülkeler sıralamasında sonda 65. sırada. Okullarda kopya çekmede üst sıralarda.
...Alıntıdır...
AYNANIN GÜCÜ
Tabii izleyen göz insanın kendi gözüyse, sonuç daha da çarpıcı oluyor. Bir araştırmada çocuklar birer birer odalara alınıyor ve onlara lokum kutuları veriliyor. Araştırmacı dışarıya çıkıyor ve çıkarken çocuklara “Ben gelinceye kadar lokum yemeyin,” diyor. Tabii ki bazı çocuklar lokum yiyor ve sorulunca “Yemedim!” diyor. Buraya kadar sorun yok. Araştırmacılar aynı deneyi bir kez daha yapıyor ama küçük bir değişiklikle. Odaya bir ayna koyuyor. Yine çok ilginç bir şey ortaya çıkıyor. Ayna konulduğu zaman çocukların çok daha az yalan söylediği gözlemleniyor. Çocukların bile aynada kendilerini görmeleri, dürüst davranmalarına sebebiyet veriyor.
YETİŞKİNLER DE DÜRÜST DAVRANIR
Başka bir deneyde yetişkinler bir test yapıyor ve yanıtları cevap anahtarına işaretliyor. Daha sonra doğru cevaplar söyleniyor. Denekler doğru cevapları öğrendikten sonra, onlara cevap anahtarlarını yırtıp atmaları söyleniyor. Yani ne kadar doğru yaptıklarını sadece kendileri biliyor. Sonra o kişinin beyanına göre doğru yaptığı her soru için belirli bir para ödeniyor. Yine bu odaya ayna konuyor. Odaya ayna konulduğu zaman insanların doğru yanıtladığını iddia ettikleri sayı düşüyor. Demek ki daha dürüst davranıyorlar. İnsanlar aynaya baktığı zaman kendilerinin farkında oluyor, kendileri ile yüzleşiyor. Hiç kimse kendi yüzüne bakıp, “Evet ben şerefsizim” diyemez. Ayna insanları kendi vicdanları ile tek başına bırakıyor.
GERÇEK HAYATTA UYGULAMA
Bir sohbette bu araştırmalardan bahsederken, otel sahibi bir arkadaşım şöyle dedi.
“ Çok doğru! Ben de şöyle bir şey fark ettim. Resepsiyonlara ayna koyduğumuz zaman resepsiyonistler misafirler ile yakından ilgileniyor. Özellikle telefonda konuşurken daha kibar konuşuyorlar. Konuşurken aynada kendilerini görüyorlar kendilerine bir şekil düzen veriyorlar. Daha kibar konuşma çabasına giriyorlar. Ayna onlara ne için orada olduklarını hatırlatıyor.”
Türkiye istatistiklere göre en fazla rüşvetin verildiği ülkeler sıralamasında sonda 65. sırada. Okullarda kopya çekmede üst sıralarda.
...Alıntıdır...
Pazar, Ocak 16, 2011
Dikkat
Doç. Dr. Ayşegül YILMAZ'dan Sizlere cok önem li uyarılarım var
Elektromanyetik Alan" konusunda doktora yapmış bir kişiyim.
Öncelikle; dizüstü bilgisayarları asla ve asla kucağınızda, dizinizin üstünde
kullanmayın.
* En çok manyetik alanı saç kurutma makinesi ve ütü yayar (bu aletleri kullanırken
acele edin, işinizi çabuk bitirin.
*"Yatak odalarında televizyon, bilgisayar ya da cep telefonu bulunması tahmin
edemeyeceğiniz kadar zararlıdır. Havayı iyonize eden elektromanyetik alan yüzünden
çoğu zaman bir koku ile algıladığımız ancak gözle göremediğimiz elektrik yüklü
parçalar havada asılı kalırlar.
Saatlerce havalandırsanız bile tam olarak ortamdan süpürülmezler, her
nefes aldığınızda ciğerlerinize bu parçaları çekiyorsunuz demektir.
*Elinizin hemen altındaki klavye ve Mouse ise her hareketinizde elektrik
sinyalleri gönderir. Mutlaka kablolu Mouse kullanınız.. Aynı şekilde uzun süreli klavye
ve mouse kullanımı maalesef bilekleri ve eli deforme etmektedir. "RSI (Repetitive
Strain Injury)" denen sürekli aynı bedensel hareketlerin tekrarıyla oluşan eklem
rahatsızlıkları ve "Carpal
Tunnel Sendorumu (tekrar eden hareket sendromu )" ciddi sonuçları olan ve
ameliyat gerektirebilen hasarlar verirler.
*Lazer baskı yapan yazıcılar, çalışmaları sırasında ozon gazı üretirler.
Uzmanlar kanser ve bağışıklık sistemi hastalıklarının, manyetik alanın zayıflattığı
bünyelerde oluştuğunu söylüyorlar.
*Mesela çoğumuzun kullandığı Bluetooth kablosuz bağlantısı için HP
firmasının resmi kitapçığı "lütfen sağlığınız için bir metreden kısa mesafede Bluetooth
kullanmayın" diyor.
*Eğer bütçeniz yetiyorsa LCD dediğimiz ince ekranlardan alın. Bunun radyasyon
seviyesi daha düşüktür.
*Bilgisayar kasanızı bedeninizden uzak tutun. Kabloları mümkün olduğunca uzun
tutarak çevrenizdeki boş alanı uzatın,
Bilgisayar masanızı metal aksamdan değil, ahşap ve elektrik yükü tutmayacak şekilde
oluşturun.
*Bilgisayarınızın bağlı olduğu prizi mutlaka topraklı yaptırın.
*Günde bir kaç saatten fazla keyif, oyun ve web gibi zorunlu olmayan
aktiviteler için bilgisayar karşısında zaman harcamayın.
*Son olarak, bilinen tüm elektronik cihazlarda elektromanyetik alanı yakalama
becerileri yüzünden özellikle ametist kristalleri kullanmanızı ve bilgisayarınızın
yakınına koymanızı önereceğim.
Bu ametist kristalleri belli aralıklarla deniz suyuyla topraklandıklarında elektrik yükleri
sıfırlanarak gereken koruma alanını sağlamaya devam ederler."
Sevgili okurlar, ben şahsen Balıkesir Dursunbey Güğü Köyü'nde çalışırken, köyde
ametist madeni olması nedeniyle, bol miktarda ametist kristali edinmiştim.
*VE EN ÖNEMLİ KONU::::Eğer acil servis doktoru falan değilseniz, cep telefonunuz
uyuyacağınız odada asla açık olarak kalmamalı. Gece siz uyurken Yatak Odanızdan en
az 10 metre uzakta olmalıdır!!!!
Yapılan araştırmalara göre 20 dakika boyunca cep telefonu ile kesintisiz
konuşanların, bir sağlık kuruluşunda beyin kontrolünden geçmesi gerekiyor. Nitekim
telefon ile konuşurken sınırı aştığınızda hep başınız
ağrır. Unutmayın ki , konuşurken de telefonun patlama gibi bir tehlikesi vardır.
Mutlaka KULAKLIK KULLANIN!!!!
Telsiz telefonlarda da benzer tehlikeler mevcut, ev telefonunuz telsizse değiştirin,
kablolu alın.
*Çamaşır ve bulaşık makineleri çalışırken yanında durmayın ( mesela bulaşık
makinesini çalıştırıp yanındaki masada keyif çayı içmeyin veya masa keyfi yapmayın
), çünkü çok manyetik alan yayarlar. Özellikle çamaşır makinesinin, çamaşırları
döndürme aşamasında hemen uzaklaşın...
*Son olarak; kullanmadığınız aletleri fişten çekin. yapılan araştırmaya göre, "stand
by" da yani bekleme modunda kalan aletler, gene elektrik tüketiyorlar. Ve ABD'de
bekleme modunda tüketilen elektriğe " vampir elektrik" deniliyor. Bu da gösteriyor
ki elektronik aletler fişten çekilmediği, en azından güç düğmesinden kapanmadığı
sürece bizim
için tehlike yaymaya devam ediyor...
Tüm bu aletlerin neden olduğu masraf ve küresel ısınma yetmiyormuş gibi, bizi de
tüketiyorlar yavaş yavaş..
Gördüğünüz gibi hayat kolaylaşırken kısalıyor sanki. Kolay ve hızlı; fakat kısa… Bu
manyetik kirlilik içinde, eğer dikkatli olmazsak, bizim küçükken birlikte yaşadığımız
nine ve dedelerimiz, gelecekte birer masal olacaklar sanırım, insanların genç yaşlarda
hayata veda etmelerine bakılırsa yeni nesil nine ve dedelerini tanıyamayacak çünkü.
Elektromanyetik Alan" konusunda doktora yapmış bir kişiyim.
Öncelikle; dizüstü bilgisayarları asla ve asla kucağınızda, dizinizin üstünde
kullanmayın.
* En çok manyetik alanı saç kurutma makinesi ve ütü yayar (bu aletleri kullanırken
acele edin, işinizi çabuk bitirin.
*"Yatak odalarında televizyon, bilgisayar ya da cep telefonu bulunması tahmin
edemeyeceğiniz kadar zararlıdır. Havayı iyonize eden elektromanyetik alan yüzünden
çoğu zaman bir koku ile algıladığımız ancak gözle göremediğimiz elektrik yüklü
parçalar havada asılı kalırlar.
Saatlerce havalandırsanız bile tam olarak ortamdan süpürülmezler, her
nefes aldığınızda ciğerlerinize bu parçaları çekiyorsunuz demektir.
*Elinizin hemen altındaki klavye ve Mouse ise her hareketinizde elektrik
sinyalleri gönderir. Mutlaka kablolu Mouse kullanınız.. Aynı şekilde uzun süreli klavye
ve mouse kullanımı maalesef bilekleri ve eli deforme etmektedir. "RSI (Repetitive
Strain Injury)" denen sürekli aynı bedensel hareketlerin tekrarıyla oluşan eklem
rahatsızlıkları ve "Carpal
Tunnel Sendorumu (tekrar eden hareket sendromu )" ciddi sonuçları olan ve
ameliyat gerektirebilen hasarlar verirler.
*Lazer baskı yapan yazıcılar, çalışmaları sırasında ozon gazı üretirler.
Uzmanlar kanser ve bağışıklık sistemi hastalıklarının, manyetik alanın zayıflattığı
bünyelerde oluştuğunu söylüyorlar.
*Mesela çoğumuzun kullandığı Bluetooth kablosuz bağlantısı için HP
firmasının resmi kitapçığı "lütfen sağlığınız için bir metreden kısa mesafede Bluetooth
kullanmayın" diyor.
*Eğer bütçeniz yetiyorsa LCD dediğimiz ince ekranlardan alın. Bunun radyasyon
seviyesi daha düşüktür.
*Bilgisayar kasanızı bedeninizden uzak tutun. Kabloları mümkün olduğunca uzun
tutarak çevrenizdeki boş alanı uzatın,
Bilgisayar masanızı metal aksamdan değil, ahşap ve elektrik yükü tutmayacak şekilde
oluşturun.
*Bilgisayarınızın bağlı olduğu prizi mutlaka topraklı yaptırın.
*Günde bir kaç saatten fazla keyif, oyun ve web gibi zorunlu olmayan
aktiviteler için bilgisayar karşısında zaman harcamayın.
*Son olarak, bilinen tüm elektronik cihazlarda elektromanyetik alanı yakalama
becerileri yüzünden özellikle ametist kristalleri kullanmanızı ve bilgisayarınızın
yakınına koymanızı önereceğim.
Bu ametist kristalleri belli aralıklarla deniz suyuyla topraklandıklarında elektrik yükleri
sıfırlanarak gereken koruma alanını sağlamaya devam ederler."
Sevgili okurlar, ben şahsen Balıkesir Dursunbey Güğü Köyü'nde çalışırken, köyde
ametist madeni olması nedeniyle, bol miktarda ametist kristali edinmiştim.
*VE EN ÖNEMLİ KONU::::Eğer acil servis doktoru falan değilseniz, cep telefonunuz
uyuyacağınız odada asla açık olarak kalmamalı. Gece siz uyurken Yatak Odanızdan en
az 10 metre uzakta olmalıdır!!!!
Yapılan araştırmalara göre 20 dakika boyunca cep telefonu ile kesintisiz
konuşanların, bir sağlık kuruluşunda beyin kontrolünden geçmesi gerekiyor. Nitekim
telefon ile konuşurken sınırı aştığınızda hep başınız
ağrır. Unutmayın ki , konuşurken de telefonun patlama gibi bir tehlikesi vardır.
Mutlaka KULAKLIK KULLANIN!!!!
Telsiz telefonlarda da benzer tehlikeler mevcut, ev telefonunuz telsizse değiştirin,
kablolu alın.
*Çamaşır ve bulaşık makineleri çalışırken yanında durmayın ( mesela bulaşık
makinesini çalıştırıp yanındaki masada keyif çayı içmeyin veya masa keyfi yapmayın
), çünkü çok manyetik alan yayarlar. Özellikle çamaşır makinesinin, çamaşırları
döndürme aşamasında hemen uzaklaşın...
*Son olarak; kullanmadığınız aletleri fişten çekin. yapılan araştırmaya göre, "stand
by" da yani bekleme modunda kalan aletler, gene elektrik tüketiyorlar. Ve ABD'de
bekleme modunda tüketilen elektriğe " vampir elektrik" deniliyor. Bu da gösteriyor
ki elektronik aletler fişten çekilmediği, en azından güç düğmesinden kapanmadığı
sürece bizim
için tehlike yaymaya devam ediyor...
Tüm bu aletlerin neden olduğu masraf ve küresel ısınma yetmiyormuş gibi, bizi de
tüketiyorlar yavaş yavaş..
Gördüğünüz gibi hayat kolaylaşırken kısalıyor sanki. Kolay ve hızlı; fakat kısa… Bu
manyetik kirlilik içinde, eğer dikkatli olmazsak, bizim küçükken birlikte yaşadığımız
nine ve dedelerimiz, gelecekte birer masal olacaklar sanırım, insanların genç yaşlarda
hayata veda etmelerine bakılırsa yeni nesil nine ve dedelerini tanıyamayacak çünkü.
Salı, Aralık 15, 2009
Google Interneti Dns Ile Hızlandırdı!
Google interneti hızlandırıyor, hem de yarın öbür değil; hemen! Sayfaların yüklenirken sürünmesine sebep olan sorun ortadan kalkıyor: Google DNS sistemini duyurdu!
Domain Name System yani alan adı sistemi internetin anahtar parçalarından birisini oluşturuyor. İnternet bağlantısında yaşadığımız çoğu sıkıntının sebebi de DNS sorunları. Yüksek bağlantı hızına karşın tıklanan internet sayfalarının bir türlü yüklenememesinin en büyük sebebi bu.
Alan adı sistemi, internet üzerinde rakamlarla ifade edilen IP adreslerine, tarayıcıya isim yazarak ulaşılabilmesi için çeviren hizmet. Adres tarifi yapan bu hizmet, internetin temel taşlarından birisi. DNS'i aşarak sörf yapmak mümkün ama bunun için her sitenin IP adresini bilmek gerekiyor. Bu da pratikte mümkün değil, bu iş için DNS var.
Google'ın halka açık DNS sunucu hizmeti, Google'ın araştırmaları sonucunda internet kullanıcılarının yaşadığı en büyük sorunlardan birisinin DNS'ler yüzünden yaşandığını ortaya koyması sonucunda alınan bir karar olmuş.
Google'ın DNS adresleri 8.8.8.8 ve 8.8.4.4 bunu bilgisayarınızdaki ağ bağlantılarına sağ tıklayıp özellikler menüsü altından TCP/IP Protocol kısmının gelişmiş ayarları altında görebilir ve değiştirebilirsiniz.
Bu DNS sunucularının bir diğer ilginç yanı da YouTube gibi yasaklanan internet sitelerini açabilmeleri. Yani Google internet yasaklarının çevresinden dolaşmak için de bir araç sunuyor. Kullanıcıların pek çoğu zaten yasağı aşmak için farklı DNS'ler kullanıyordu ama Google'ın kendi DNS'leri toplu bir çözüm sunuyor.
Google'ın arama hizmeti zaten çok önemli bir konumda; Google'ın DNS hizmeti de vaat ettiği hızı ve güvenliği sunarsa, erişim özgürlüğü sağlarsa Google internet ile daha da özdeşleşmiş olacak.
Peki DNS adreslerini Google'dan kullanarak internet sörf bilgilerimizi Google'ın eline vermiyor muyuz?
Google'ın bu konuda yaptığı açıklama ve kullanım şartları belli: Kalıcı kişisel bilgi depolanmıyor.
Google'ın detaylı açıklaması şu şekilde:
Google Public DNS'i interneti hızlandırmak için yaptık. Sorunları belirleyip çözebilecek kadar bilgi toplamak istiyoruz. Google Public DNS kişisel olarak tanımlanabilecek bilgileri kalıcı olarak depolamaz..."
Google Public DNS'te iki kayıt dosyası vardır: Kalıcı ve geçici. Geçicide kullanıcıların IP adresleri depolanır ve böylece DDoS saldırıları gibi sorunlar tespit edilebilir. Bu kayıtlar 24-48 saatte bir silinir.
Kalıcı kayıtlarda kişisel bilgi tutulmaz, şehir-metro seviyesinde bölge bilgisi toplanır. Bu bilgi yine internet sorunlarının analizi ve Google Public DNS'in önbelleklemesi, interneti hızlandırması için gereklidir. Bu kayıtlar başka kayıtlarla karşılaştırılmaz ve çapraz analizde kullanılmaz. Kişisel bilgileriniz ile alaka kurulmaz ve internet aramalarınız ya da Google reklamları için toplanan bilgiler ile birleştirilmez. Bu bilgiler 2 hafta tutulur, rastgele seçilen küçük bir numune ise kalıcı olarak depolanır.
Kaynak : chip.com.tr
Detaylı Bilgi :
CODE
http://code.google.com/intl/tr-TR/speed/public-dns/index.html
Domain Name System yani alan adı sistemi internetin anahtar parçalarından birisini oluşturuyor. İnternet bağlantısında yaşadığımız çoğu sıkıntının sebebi de DNS sorunları. Yüksek bağlantı hızına karşın tıklanan internet sayfalarının bir türlü yüklenememesinin en büyük sebebi bu.
Alan adı sistemi, internet üzerinde rakamlarla ifade edilen IP adreslerine, tarayıcıya isim yazarak ulaşılabilmesi için çeviren hizmet. Adres tarifi yapan bu hizmet, internetin temel taşlarından birisi. DNS'i aşarak sörf yapmak mümkün ama bunun için her sitenin IP adresini bilmek gerekiyor. Bu da pratikte mümkün değil, bu iş için DNS var.
Google'ın halka açık DNS sunucu hizmeti, Google'ın araştırmaları sonucunda internet kullanıcılarının yaşadığı en büyük sorunlardan birisinin DNS'ler yüzünden yaşandığını ortaya koyması sonucunda alınan bir karar olmuş.
Google'ın DNS adresleri 8.8.8.8 ve 8.8.4.4 bunu bilgisayarınızdaki ağ bağlantılarına sağ tıklayıp özellikler menüsü altından TCP/IP Protocol kısmının gelişmiş ayarları altında görebilir ve değiştirebilirsiniz.
Bu DNS sunucularının bir diğer ilginç yanı da YouTube gibi yasaklanan internet sitelerini açabilmeleri. Yani Google internet yasaklarının çevresinden dolaşmak için de bir araç sunuyor. Kullanıcıların pek çoğu zaten yasağı aşmak için farklı DNS'ler kullanıyordu ama Google'ın kendi DNS'leri toplu bir çözüm sunuyor.
Google'ın arama hizmeti zaten çok önemli bir konumda; Google'ın DNS hizmeti de vaat ettiği hızı ve güvenliği sunarsa, erişim özgürlüğü sağlarsa Google internet ile daha da özdeşleşmiş olacak.
Peki DNS adreslerini Google'dan kullanarak internet sörf bilgilerimizi Google'ın eline vermiyor muyuz?
Google'ın bu konuda yaptığı açıklama ve kullanım şartları belli: Kalıcı kişisel bilgi depolanmıyor.
Google'ın detaylı açıklaması şu şekilde:
Google Public DNS'i interneti hızlandırmak için yaptık. Sorunları belirleyip çözebilecek kadar bilgi toplamak istiyoruz. Google Public DNS kişisel olarak tanımlanabilecek bilgileri kalıcı olarak depolamaz..."
Google Public DNS'te iki kayıt dosyası vardır: Kalıcı ve geçici. Geçicide kullanıcıların IP adresleri depolanır ve böylece DDoS saldırıları gibi sorunlar tespit edilebilir. Bu kayıtlar 24-48 saatte bir silinir.
Kalıcı kayıtlarda kişisel bilgi tutulmaz, şehir-metro seviyesinde bölge bilgisi toplanır. Bu bilgi yine internet sorunlarının analizi ve Google Public DNS'in önbelleklemesi, interneti hızlandırması için gereklidir. Bu kayıtlar başka kayıtlarla karşılaştırılmaz ve çapraz analizde kullanılmaz. Kişisel bilgileriniz ile alaka kurulmaz ve internet aramalarınız ya da Google reklamları için toplanan bilgiler ile birleştirilmez. Bu bilgiler 2 hafta tutulur, rastgele seçilen küçük bir numune ise kalıcı olarak depolanır.
Kaynak : chip.com.tr
Detaylı Bilgi :
CODE
http://code.google.com/intl/tr-TR/speed/public-dns/index.html
Salı, Kasım 10, 2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

